| Akıl İşletme-1 |
|
|
|
| Perşembe, 03 Şubat 2011 21:22 |
|
Akıl işletmenin tek amacı vardır o da bilgi edinmektir. Bu başlıkta akıl işletme yoluyla sosyal bilgiler edinileceğini, akıl işletmenin bir bilgi edinme yolu olduğunu açıklamaya çalışacağız. … Hâlâ akletmeyecek misiniz?– (Araf, 169 – Bakara, 44)1 … Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız? (Enam,32–Yunus,16) … Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? (Müminun, 80) … Hâlâ akıl etmeyecek misiniz? (Kasas, 60) Kur’an’da yukarıda örnekleri verilen ayetlerden yüzlercesi bulunmaktadır. Ayetlerde “aklınızı işletin”, “aklınızı çalıştırın” ya da “aklınızı kullanın” şeklinde düz cümle kullanılmamış, bunun yerine “akıl etmeyecek misiniz?” türünden soru cümlesi kullanılmıştır. Akletmekle ilgili bu ayetlerde, aslında akletmenin nasıl yapılması gerektiği de belirtilmektedir. Akıl işletmek; soru sormak ile başlar. Akıl işletmek sorulan soruların muhtemel cevapları arasından arzu ve istekler yönünde olanları terk etmekle mümkündür. Bu şekilde işletilen akıl, kişinin kendisini ve yaratılmış olan nesnel dünyayı tanımasına ve bilgi edinmesine yardımcı olacaktır. Akıl işletmenin bir üst basamağı ise tefekkürdür. Tefekkür; sorulan soruların muhtemel cevapları arasından ham düşünce yönünde olanları terk etmek ile mümkündür. Ham düşünceleri terk etmek için “mesele hakkında iyice, etraflıca düşünmek, zihni yormak, işin bilincine varmak, yani üzerinde düşünülen konuya ait bilgileri ve başka fikirleri karşılaştırmak, aralarındaki bağlantıları inceleyerek bir karara ve hükme varmak” gerekir. Tefekkür, akıl işletmeden daha çok çaba ve çalışma isteyen bir faaliyettir. Tefekkür edilmesi, çalışılıp çabalanması durumunda çok daha fazla bilgi edinilir. Bilgi olmaksızın akıl işletmek de tefekkür etmek de mümkün değildir. Ve Biz, bu örnekleri insanlara veriyoruz. Onlara da bilginlerden başkası akıl erdiremez. (Ankebut, 43) Tabii ya da sosyal bilimlerin herhangi bir dalında uzman olmak, konuyu ayrıntısıyla bilmek bilgin olmak değildir. Kur’an, akıl işletme ve tefekkür yollarını kullanarak sosyal bilgileri öğrenen, gerçeğe vakıf olan kimseleri bilgin olarak adlandırır. Cahil olmak; okuma yazma bilmemek, fizik, kimya, matematik bilmemek değildir. Cahil olmak, akıl işletmeden, körce, ham düşünce, arzu ve isteklerin peşinden giderek gerçeğe uzak düşmektir. Dil bir ayettir. Bu sebeple dilde anlamları bilinen her kelime bilgi barındırır. Dil içinde yer alan kelimeler anlamları kavranmakla, yeni bilgiler öğrenmemize imkan verir.Anlamını kavradığımız her kelime sadece ait olduğu şeyi anlatır. Şimdi bunu açıklamaya çalışalım ve aşağıdaki resme bakalım: Bu resmi gördüğümüzde “gül” deriz. “Gül” kelimesi sadece yukarıda resmini gördüğümüz nesneyi anlatır. Bu resmi görmeden birisi bize “gül” derse, o takdirde beynimizde “gül” imgesi canlanır. Ancak bir de “gül” kelimesi ile ifade edilen başka anlamlar vardır. “Gülmek” fiilinde olduğu gibi. “Gülmek” kelimesindeki “gül” eylem bildirir. Ancak yukarıda resmini gördüğümüz “gül” bir nesnedir. Nesne olan “gül”, o nesnenin ismidir, gülmek eylemini bildiren “gül” ise fiildir. Dünya üzerinde “gül” isminin insan beyninde yarattığı imgeye eş değer imge yaratacak başka bir isim yoktur. Ve yine dünya üzerinde “gül” fiilinin insan beyninde yarattığı imgeye eş değer imge yaratacak başka bir fiil de yoktur. Bunun örneklerini eş sesli kelimeler bularak çoğaltabiliriz. Bir de eş anlamlı kelimeler vardır. Burada bir nesnenin birden çok isimlendirilişi söz konusudur. Ak-beyaz, okul-mektep gibi. Türkçede eş anlamlı olarak anılan kelimeler hep yabancı kökenlidir. Yani eş anlamlı denilen iki kelimeden bir tanesi Türkçe diğeri ise yabancı kökenlidir. Bu sebeple “Türkçe” açısından “eş anlamlı kelimeler” diye bir gruplandırmaya gitmek yanlıştır. Bu gruplandırma sadece yabancı dillerden dilimize girip yerleşen ve biri diğeri yerine kullanılabilen kelimeleri belirtmek içindir. Her bir kelime için beynimizde ayrı bir imge oluşur. Bu anlamda her kelimenin sadece ve sadece bir tek anlamı vardır ve hiçbir kelime bir diğerinin anlattığını aynısı ile anlatmaz. Diller Allah’ın ayetlerindendir/delillerindendir. Dildeki kelimelerden anlamları bilinen her bir kelime bilgi barındırır. Olağan hayatta hepimiz aynı dili konuşuruz ancak çoğu kez aynı kelimeleri kullanmamıza rağmen birbirimizi anlayamayız; söylediklerimizi karşıdaki kişinin anlamadığını ya da anlamamakta direndiğini söyleriz. Bunun sebebi karşılıklı konuşan iki kişinin kelimelere yükledikleri anlamların farklı olmasındandır. İki kişi de aynı kelimeyi ya da aynı cümleyi söyler ancak kastedilen farklı olur. Burada kastedilen yanlış anlamlar temizlenerek kelimenin gerçek anlamına ulaşılabilir. Kelimenin gerçek anlamı aynı zamanda o kelimenin birinci anlamıdır. Burada kelimelerin ikinci, üçüncü anlamları ya da mecaz anlamları kullanılmaz. Kelime soyut da olsa (iyi, güzel, doğru, yanlış v.s) kelimenin gerçek anlamı aynı zamanda o kelimenin birinci anlamıdır. Aklı işletmede malzeme olarak dilin yanında doğa da kullanılabilir. Doğadaki bir nesne ya da doğa olayı ele alınarak ve kelimelerden de faydalanılarak evrensel gerçeklere ulaşılır. Akıl işletmede doğanın ve doğa olaylarının malzeme olarak kullanılmasını teşvik eden, nesnel bir yaklaşımı tavsiye eden onlarca ayetten bir kaç tanesini belirtelim: Şüphesiz ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın semadan bir su indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde ve onda [yeryüzünde], her deprenen canlılardan yaymasında, rüzgârları evirip çevirmesinde, gök ile yeryüzü arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllarını çalıştıran bir kavim için elbette âyetler vardır. (Bakara, 164) Ve O [Allah], geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi. Bütün yıldızlar da O'nun emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için Âyetler vardır. (Nahl, 12) Ve gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde ve Allah'ın gökten bir rızıktan indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği şeyde ve rüzgârları evirip çevirmesinde aklını çalıştıran bir kavim için Âyetler vardır. (Casiye, 5) Aşağıda tarihten elimize ulaşan akıl işletmelerden iki örnek vereceğiz. ------------------------------------ 1.Kitapta yer alan mealler Sayın Hakkı Yılmaz'a aittir. |
| Son Güncelleme: Pazartesi, 26 Aralık 2011 20:48 |
Akıl İşletme-1














