| Doğru Yol Kılavuzluğu |
|
|
|
| Pazartesi, 08 Ağustos 2011 20:00 |
|
… Artık Allah'tan sonra ona kim doğru yol kılavuzluğu yapacaktır? Yine de öğüt alıp-düşünmüyor musunuz?” (Casiye, 23) Allah’ın doğru yola kılavuzluk/hidayet etmesi neyi anlatmaktadır? Çölde olduğumuzu varsayalım. Görebildiğimiz tek şey uçsuz bucaksız çöl ve gökyüzü, bizden X noktasına gitmemiz isteniyor. Biz A noktasında olduğumuzu varsayalım. Bir başka kişi B noktasında, bir diğeri de C noktasında olsun. Onlardan da X noktasına gitmesi istenmektedir. Herkesin ilerlemesi gereken yol farklıdır. Ancak hepsi de nihayetinde X noktasına varacaktır. İşte Allah’ın kılavuzluğu A, B ve C noktalarında olan insanları X noktasına ulaştırır. Kılavuzluk budur. Allah kime yol gösterirse, işte o kılavuzlandığı doğru yolu bulandır. Kimi de saptırırsa, işte onlar zarara uğrayanların ta kendileridir. (Araf, 178) Doğruya ve güzele kılavuzlamak sadece bizim üzerimizedir. Sonrası da öncesi de sadece Bizimdir. (Leyl, 12) Kime de Allah kılavuz olursa artık onu da şaşırtan biri yoktur. Allah, Azîz [çok güçlü], İntikam Sahibi [suçluyu yakalayıp, cezalandırarak adalet sağlayan] değil midir? (Zümer, 37) Yoksa onlar, “Onu kendisi uydurdu” mu? diyorlar. Tam tersi o (Kur’ân), kılavuzlandıkları doğru yola ulaşırlar diye, senden evvel kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan toplumu uyarasın diye Rabbinden gelen gerçektir. (Secde, 3) ... Onlar "Bize bunun için kılavuzluk eden Allah'a sonsuz övgüler olsun. Eğer Allah bize kılavuzluk etmeseydi biz kılavuzlandığımız doğru yola erişemezdik. Şüphesiz Rabbimizin peygamberleri bize gerçek ile gelmiştir" derler. Ve onlara seslenilir: "İşte size cennet! Yapmış olduklarınızla buna varis oldunuz." (Araf, 42-43) İnsan için gidilecek “doğru yolu” bilen bir tek Allah’tır. Ve O, doğru yola kılavuzluk eder. Bir insanın diğer bir insana kılavuz olması, yol göstermesi mümkün değildir. Kişi ancak bilgi ile yolunu bulur. Bir insanın bir insana söyledikleri bu peygamber dahi olsa dinleyen için bilgi değil haberdir. Ve insanın haber ile doğru yolu bulması mümkün değildir. Bir insanın iç dünyasını, kabullerini, inkarlarını, sevgisini, nefretini, bilgi düzeyini ancak Allah bilir. Ve bu sebeple de ancak O kılavuzluk edebilir. Kesinlikle sen sevdiğini kılavuzlanan doğru yola iletemezsin; ama Allah dilediğine doğru yolu gösterir ve O, kılavuzlanan doğru yolu kabullenecek olanları daha iyi bilir. (Kasas, 56) O halde sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut körlere ve apaçık bir sapıklık içinde bulunanlara sen mi kılavuzluk edeceksin? (Zuhruf, 40) Gerçeği öğrenmek için izlenecek yolu insan bilemez. Her insanın gerçekleri öğrenmek için izleyeceği yol farklıdır. Bu izlenecek yolu sadece Allah bilir. Ve bu Allah’ı Rabb (nimetlendiren, eğiten, öğreten, yarattıklarını belirli bir programa uygun olarak bir takım hedeflere götüren, gelişmeyi programlayıp yöneten) kabul etmekle mümkündür. Şimdi en başta verdiğimiz Casiye 23 ayetine bir bütün olarak bakalım: Peki, sen, kendi boş iğreti arzusunu ilâh edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağı ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü; hiç düşündün mü? Artık Allah'tan sonra ona kim doğru yol kılavuzluğu yapacaktır? Yine de öğüt alıp-düşünmüyor musunuz?” (Casiye, 23) Allah’ın yaratmasında boş iğreti arzusuna boyun eğen insan, onu ilah edinmiş olur. Yaratılış böyle olduğu için, “Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağı ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği…” ifadesi kullanılmaktadır. Bu insanın özgür iradesini kullanmak suretiyle kendi kendisinin düştüğü bir durumdur. Kişi özgür iradesini kullanmış boş iğreti arzusunu (para düşkünlüğü, mal düşkünlüğü v.s.) kendisine ilah edinmiştir. Yani Allah'tan başkasını ilah edinmiştir. Ve bunun neticesinde gerçekleri göremez hale gelmiştir. İşte her bir insanın bünyesinin arzu, istek, fikir ve düşüncelerinin farklılığı sebebiyle insanı bu durumdan çıkartacak yola ancak Allah kılavuzluk edebilir. |
| Son Güncelleme: Cuma, 14 Ekim 2011 23:59 |
Doğru Yol Kılavuzluğu














