You are here: Anasayfa Gerçek-Doğru
Gerçek-Doğru PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 08 Ağustos 2011 13:42

Gerçeğin peşinden mi gitmeliyiz, doğrunun peşinden mi gitmeliyiz?

Her gerçek aynı zamanda doğrudur. Ancak her doğru gerçeğe götürmez.

Bunu daha rahat anlatmak için şöyle yapalım:

Doğruya A, gerçeğe B diyelim. Doğru sadece A dır, ama gerçek A + B dir.

Bir başka örnekle anlatalım. Elimize bir kağıt ve kalem aldığımızı varsayalım. Bu kağıda bir imza atalım. Bu imza gerçektir. Sonra imzanın fotokopisini çekelim, fax gönderelim ve scanner’da tarayalım. Fotokopi, fax ve bilgisayar çıktısı doğrudur ama gerçek değildir. Bu çıktılarla mahkemeye gitseniz “bunlar doğru” deseniz mahkeme sizi dinlemez, "bunlar işe yaramaz, bana gerçeğini getir” der. İşte bu çıktılar, her bir insanın kendisine ait kişisel doğrularını temsil eder. Her kişisel doğru gerçeği barındırmaz. Ama gerçek doğru gibi değildir, gerçek değişmez ve değiştirilemez. Bu sebeple kişisel doğrular gerçeğe göre batıldır/boş ve geçersizdir. Bu anlamda sana göre gerçek, bana göre gerçek olmaz.

Bu sebeptendir ki peygamberler Kur’an’ın hiçbir yerinde “biz size doğruyu getirdik” demezler; “biz size gerçeği getirdik derler”.

(Nûh) dedi ki:"Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yoktur. Velâkin ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim. Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri tebliğ ediyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum… (Araf, 61-63)

Sonra bunların arkasından Mûsâ ve Hârûn'u Âyetlerimizle Firavun'a ve ileri gelenlerine gönderdik. Fakat onlar büyüklendiler ve günahkâr bir kavim oldular. Kendilerine tarafımızdan gerçek gelince, "Hiç şüphesiz bu, kesinlikle apaçık bir sihirdir" dediler. Mûsâ dedi ki: "Siz hakk için, o, size gelince, 'Bu, sihir midir?' mi diyorsunuz? Hâlbuki sihirbazlar iflâh olmazlar [umduklarına eremezler] ." (Yunus, 75-77)

Onlar [İbrâhîm'in misafirleri]; "Seni gerçekle müjdeliyoruz. Ümidini kesenlerden olma!" dediler. (Hicr, 55)

Ve hakk/gerçek kendilerine geldiği zaman onlar: "Bu, bir büyüdür ve şüphesiz biz onu inkâr edenleriz" dediler. (Zuhruf, 30)

Ehl-i Kitaptan bir çoğu, gerçek kendileri için ortaya konduğu hâlde, benliklerindeki kıskançlıktan dolayı sizi imanınızdan sonra çevirip kâfir etsinler isterler… (Bakara, 109)

Ve gerçek, açığa konduktan sonra, sanki göz göre göre Rabbinin seni, gerçek ile evinden çıkardığı gibi –ki şüphesiz mü’minlerden bir kesim de kesinlikle hoşlanmıyorlardı– kendileri ölüme sürükleniyorlarmışçasına, gerçek hakkında seninle tartışıyorlardı. (Enfal, 5-6)

Ve hani Allah demişti ki: “Ey Meryem oğlu Îsâ! Sen mi insanlara, ‘Beni ve annemi, Allah'ın astlarından iki tanrı edinin’ dedin?” O [Îsâ], “Sen münezzehsin, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemem bana yakışmaz… (Maide, 116-118)

Yazıyı beğendiyseniz paylaşabilirsiniz

Son Güncelleme: Cuma, 14 Ekim 2011 21:39
 

Image Gallery

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün18
mod_vvisit_counterDün57
mod_vvisit_counterBu hafta193
mod_vvisit_counterGeçen hafta476
mod_vvisit_counterBu ay1331
mod_vvisit_counterGeçen ay3707
mod_vvisit_counterToplam19553

We have: 1 guests, 1 bots online
Bugün: Şub 23, 2012