You are here: Anasayfa Kur'an Neden İndirildi?
Kur'an Neden İndirildi? PDF Yazdır e-Posta
Cumartesi, 27 Ağustos 2011 00:22

Ali İmran 7-9, Kur’an ayetlerini sınıflandırıp ikili bir ayrıma gitmektedir. Buna göre Kur’an muhkem ve müteşabih ayetlerden oluşmaktadır.

“Muhkem” sözcüğü, hüküm içeren demektir. Dolayısile muhkem ayetler “içerisinde insanları kargaşa ve zulme düşmekten engelleyen ilkelerin bulunduğu ayetler” anlamına gelir. Bu ayetler açıktır, nettir ve tek bir anlam ifade ederler. Bu ayetlerde ifade ettikleri anlamdan başka anlamlar çıkarılmaz/çıkarılamaz. (Hakkı Yılmaz, Tebyinu’l Kur’an 1. Cilt)

Herkes kabul eder ki insan bozmadığı taktirde doğada bir sistem vardır ve düzen hakimdir. Biz bugün bu sistemi bilim/bilgi ile tanımaya çalışıyoruz. Aslında bilim yapabilmemizi de dünyadaki standart ve değişmeyen koşullara borçluyuz. Bu sayede deneme yanılma yolunu kullanabiliyor, gözlem yapabiliyoruz. Tabii bilimlere ilişkin bir teoriyi ispatladığımızda, aynı koşullarda dünyanın her yerinde aynı sonuçlara ulaşılacağını söyleyerek sisteme ilişkin yasaları tespit edebiliyoruz. Dünyanın kendi etrafındaki hareketi, güneş etrafındaki hareketi, Ay’ın dünya etrafındaki hareketi, toprağın varlık yapısı, üzerinde biten bitkiler, hayvanlar, insanlar hep bilginin konusu. Ancak doğadaki düzeni insana ilişkin unsurlarda göremiyoruz. İnsanın olduğu yerde bir kaos ve karmaşa var. Bu, seçme hürriyetine sahip insanın hep arzu ve isteklerinden yana tercihte bulunup aklı dışlamasından ileri geliyor. Kur’an, içinde toplumsal düzene ve insana ilişkin bilgiler barındırıyor. Doğadaki düzene ve huzura, insanın ve toplumların da dahil olması ancak bu ilkelerin hayata geçirilmesi ile mümkün. Bu ilkeler, tıpkı doğa yasaları gibi Kur’an olsa da var, olmasa da var. İnsandan ve toplumdan istenen (ki bu imtihanın ana konusudur) ham düşünce, arzu ve isteklerine sırt dönerek aklını işletmesi, toplumsal düzene ve insana ait bu yasaları yerine getirmesidir.

Ali İmran 7’de belirtilen müteşabih/benzeşen anlamlı/birden çok anlamlı ayetlerin açıklanması, konusunda uzman bilginlere aittir. Kur’an’a göre bilgin, konusu üzerinde çokça çalışan, iman sahibi insanlardır. İmanlarını/ikna olmalarını bilgiye borçlu olan kimselerdir. Bugünkü anlamda sadece akademisyen olmak ya da ilahiyatçı olmak Ali İmran 7’de belirtilen bilginlerden olmak için yeterli değildir. Şeyhler, hocalar ise tamamen konu dışıdır.

Müteşabih ayetlerin çözümlenmesi ile yeni tabii bilgilere ve sosyal bilgilere ulaşıyoruz. Belki tarihten bir sahne, belki toplumsal yapımıza ilişkin yeni açılımlar, belki de hayatımıza ilişkin kıssadan bir hisseyle karşılaşacağız. Ama ne olursa olsun müteşabih ayetlerin anlamı çözüldüğünde ortaya çıkan sonuç tabii ve sosyal bilgilere aykırı olmayacaktır.

Tabii ve sosyal bilgiler Allah’ın varlığının ve birliğinin delilleridir. Ayet kelimesinin bir anlamı da delildir. Onlarca bilim dalına ait bilgilerin bir Kitapta bulunması da Kur’an’ın Alemlerin Rabbi tarafından indirildiğine kanıttır.

Sonuç olarak Kur’an neden indirildi?

Kur’an, henüz keşfedilmemiş olsa dahi doğada mevcut tabii ve sosyal bilgileri tekrar etmektedir. Bu bilgilerin peşine düşenler Kur’an olmasa da Allah’ın Rabb olduğunu anlarlar, bilirler. Nitekim, Rum 30 bize bu gerçeği açıklamaktadır:

O halde sen yüzünü, eski inançlarını terk eden biri olarak dine, insanları üzerine ilk olarak yaratmış olduğu Allah'ın fıtratına doğrult. Allah'ın yaratışında değişiklik söz konusu değildir. Dosdoğru/ayakta tutan din, budur. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar. (Rum, 30)

Buradaki “sen yüzünü, eski inançlarını terk eden biri olarak dine, insanları üzerine ilk olarak yaratmış olduğu Allah'ın fıtratına doğrult” denerek bize ham düşünceleri terk ile akıl işletme esas olarak gösterilmekte ve “Allah'ın yaratışında değişiklik söz konusu değildir. Dosdoğru ayakta tutan din, budur” denerek, insanın yaratıldığı günden bu yana dinin akıl esasına dayandığı bildirilmektedir. Nitekim Kur’an elimizde olmasına rağmen, Müslüman dünyanın içinde bulunduğu zulüm, kargaşa ve kaos, Kur’an’ın aklını işletmeyenlerin elinde hiçbir işe yaramadığını açıkça göstermektedir.

Bu anlamda, Kur’an bir delildir, öğüttür, hatırlatmadır. İnsanlara Rabblerinin (nimetlendiren, eğiten, öğreten)’in Allah olduğunu hatırlatmaktadır. Öncelikle toplumsal düzene hitap etmekte ve Rabbin emirlerinin toplumsal düzende uygulanmasını istemektedir.

De ki: "Sizi gökten ve yeryüzünden kim rızklandırıyor? Ya da kulaklara ve gözlere kim sahip oluyor? Ve ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? Ve işleri kim düzenliyor?" Hemen "Allah" diyecekler. O zaman de ki: "O hâlde hâlâ takvalı davranmayacak mısınız? Öyleyse işte O, sizin gerçek Rabbiniz Allah'tır. Artık "bu gerçek"ten sonra sapıklıktan başka ne olabilir! O hâlde nasıl da çevriliyorsunuz?" (Yunus, 31-32)

“Bizi Allah yarattı” dedikten sonra bildiğini okumak Allah’ın Rabbliğini inkar etmektir. Bu, “Allah bizi yarattı sonra da istediğimizi yapalım diye salıverdi” demektir. Ama gerçek bu değildir. Gerçek Allah’ı Rabb (nimetlendiren, eğiten, öğreten) bilmektir. Ve Kur’an bize bunu bir kez daha hatırlatmaktadır.

Aklı insana veren Allah, merhametini göstermiştir. Ancak elçi ve kitap göndererek de kendi merhametini katlamış, merhametlilerin en merhametlisi olmuştur.

Yazıyı beğendiyseniz paylaşabilirsiniz

Son Güncelleme: Cuma, 14 Ekim 2011 23:54
 

Image Gallery

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün19
mod_vvisit_counterDün57
mod_vvisit_counterBu hafta194
mod_vvisit_counterGeçen hafta476
mod_vvisit_counterBu ay1332
mod_vvisit_counterGeçen ay3707
mod_vvisit_counterToplam19554

We have: 2 guests online
Bugün: Şub 23, 2012