| Savm'ın/ Orucun Niteliği |
|
|
|
| Pazar, 07 Ağustos 2011 13:09 |
|
Bilindiği üzere oruç kelimesi Farsça’dan dilimize geçmiş bir kelimedir. Dilimize oruç diye çevrilen bu kelimenin Arapça aslı “savm”dır. Biz bu makalede savm kelimesini kullanmayı daha doğru buluyoruz. Savm’ın kapsamını belirleyen ayetler Bakara 183-184-185 ve 187’dir. Bakara 183 ve 184 bizden öncekilere farz kılınan savm’ı anlatmaktır. Bakara 185 ise bize farz kılınan savm’ı anlatmaktadır. Bakara 185 şöyledir: Ramazân ayı ki, Kur’ân, bir kılavuz olarak ve furkândan, yol göstermeden açık açık açıklamalar olarak kendisinde indirilmiştir. Bu nedenle sizden her kim bu aya şâhit olursa hemen onda oruç tutsun. Kim de hasta veya yolculukta ise diğer günlerden sayısıncadır. Allah, size kolaylık diler, size zorluk dilemez. Bu kolaylık, takvaya ulaştırması (Allah'ın koruması altına girmeniz) ve sayıyı tamamlamanız, size yol gösterdiğinden dolayı Allah'ı büyüklemeniz ve Allah’ın verdiği nimetlerin karşılığını ödeyesiniz diyedir. (Bakara, 185) Yukarıda altı çizili bölüm bize savmın sebebini açıklamaktadır. Biz savmı, Ramazan ayında Kur’an’ın indirilmesi nedeniyle yerine getiriyoruz. Şimdi birinci ve ikinci cümleleri düz bir cümle haline getirelim. Ramazân ayı ki, Kur’ân, bir kılavuz olarak ve furkândan, yol göstermeden açık açık açıklamalar olarak kendisinde indirildiği için sizden her kim bu aya şâhit olursa hemen onda savm etsin. Kısaca Kur’an o ayda indirildiği için savm edin, deniyor. Kur’an kendi başına inmedi. Kur’an’ı indiren Allah. O halde, Allah Kur’an’ı indirdiği için savm edeceğiz. Her yıl belli bir zamanda savm edilmesi bunun bir anma olduğunu göstermektedir. O halde savm ederek, Kur’an’ı bir kılavuz olarak ve furkândan, yol göstermeden açık açık açıklamalar olarak indirdiğinden dolayı Allah’ı anıyoruz. Allah’ı anmak ne demektir? Nasıl yapılır? Sonra da ibâdetlerinizi [görevlerinizi] gerçekleştirdiğinizde, tıpkı babalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. (Bakara, 200) Allah’ı anmak babalarımızı andığımız gibi olmalıdır. Babalarımızı ya da atalarımızı anmak onların izlerinden gitmekle olur. (Zuhruf, 22-23) Allah’ı anmak ise Allah’ın yolundan gitmekle olur. Bu da boş lafla değil bilgiyle ve Allah'ın verdiği görevleri yerine getirmekle mümkündür. Salatın ikamesi/destek oluşturmak Allah’ın anılmasının bir yolu (Ta Ha 14) olduğu gibi savm’da diğer bir yoldur. Elmalılı Hamdi Yazır tefsirinde savm’ı şöyle tarif etmiştir: "sıyâm, savm", sözlükte nefsi meylettiği şeylerden, isterse bir söz olsun alıkoymak yani kendini tutmaktır. İşte savm, arzu ve isteklerimiz konusunda kendimizi tutmak, bu yönde irade göstermektir. Arzu ve istekler insandan insana değişebilir. Sigara içen bir insan için savm, sigara içmemek olabilir. Bütün gününü bilgisayar başında oyun oynayarak geçiren bir insan için savm, bilgisayardan uzaklaşmak olabilir. Kumar oynayan bir insan için savm, kumar oynamaktan uzaklaşmak olabilir. Alkol kullanan bir insan, alkol konusunda kendini tutarak savm edebilir. Dedikodu yapan bir insan, başka insanları çekiştirmemek, ileri geri konuşmamak şeklinde savm edebilir. Küfürlü konuşan bir insan, bu hususda kendine hakim olarak savm edebilir. Kızgın bir insan, kızgınlığına hakim olarak savm edebilir. Para ve mal sevgisi olan bir insan, çevresine maddi destekte bulunarak savm edebilir. Bünyeleri, duyguları, düşünceleri, arzuları, hayatı algılamaları, psikolojileri farklı milyonlarca insan için geçerli bir tek savm şekli yoktur. Savm ile kendini tutma eylemi, Allah’ı anmak içindir. Ancak bugüne kadar savm önce oruç ismiyle hayatımıza girmiş daha sonra da yememek içmemek ve cinsel ilişkide bulunmamak olarak algılanmıştır. Ragıp El İsfahani Müfredat’ta savm için yaptığı tarif hayatımıza yerleşmiştir. Ragıp El İsfahani Müfredat’ta savm’ı “yemeyi, içmeyi, konuşmayı ve cinsel ilişkiyi bırakmak” olarak tarif etmiş ve bu tarif de kabul görmüştür. İsfahani’nin tanımını yaptığı, Kur'an'da yer alan savm çeşitlerinin bir toplamıdır. Bunlar da savm’dır ama savm’lar bunlarla sınırlı değildir. Yiyip içerek de savm edilebileceği Meryem Suresi’nden anlaşılmaktadır.
Şerhi Ramazan’da/Sıcak Dolunay’da sadece savm edilmeyecek aynı zamanda Kur’an çalışılacaktır. Bunu da gerek Bakara 185 gerekse Bakara 187’den anlayabiliriz: Ramazân ayı ki, Kur’ân, bir kılavuz olarak ve furkândan, yol göstermeden açık açık açıklamalar olarak kendisinde indirilmiştir. Bu nedenle sizden her kim bu aya şâhit olursa hemen onda oruç tutsun. Şehri Ramazan’da/Sıcak Dolunay’da Kur’an indirilmiştir o halde Allah’ı anmak için Kur’an da çalışılacaktır. Kur’an’ın indirilmesi sebebiyle savm yapılan bir dönemde Kur’an çalışmamak olmaz. …Kim de hasta veya yolculukta ise diğer günlerden sayısıncadır. Allah, size kolaylık diler, size zorluk dilemez. Bu kolaylık, takvaya ulaştırması (Allah'ın koruması altına girmeniz) ve sayıyı tamamlamanız, size yol gösterdiğinden dolayı Allah'ı büyüklemeniz ve Allah’ın verdiği nimetlerin karşılığını ödeyesiniz diyedir. (Bakara, 185) Aç kalmak, susuz kalmak, cinsel ilişkiye girmemek tek başlarına insanı takvaya ulaştırmaz, doğru yola götürmez. İnsanın takvaya ulaşması doğru yola girmesi, ham düşünce arzu ve isteklerini terk edip aklını işletmesi ile mümkündür. Savm (arzu ve istekler konusunda kendini tutmak) + ham düşüncelerden kurtulmak için Kur’an çalışmak insanı takvaya ulaştırır, doğru yola sokar. …Ve siz mescidlerde âkif [programlı ibâdet hâlinde] iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır, Artık onlara [Allah'ın sınırlarına] yaklaşmayın. Allah, takvâlı olsunlar diye âyetlerini insanlara işte böyle açıkça ortaya koyar. (Bakara, 187) Bu ayet savm’da Kur’an çalışılacağını çok net göstermektedir. İsteyen herkes savm edecek Kur’an çalışacaktır. Ancak ayetten de anlaşılacağı üzere bir kısım insan savm zamanı mescidlerde programlı Kur’an çalışmaları yapacaktır. Şimdi Bakara 187’ye bakalım: Oruç tutma gecesinde kadınlarınıza refes [çirkin söz, cinsel ilişki], size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir giysidir siz de onlar için bir giysisiniz. Allah, sizin kendinize hâinlik ettiğinizi bildi de tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Artık onlara [kadınlarınıza] yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığı şeylerden arayın. Ve fecrden beyaz iplik siyah iplikten sizin için açığa çıkıncaya kadar yiyin, için. Ve geceye kadar orucu tamamlayın. Ve siz mescidlerde âkif [programlı ibâdet hâlinde] iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır, Artık onlara [Allah'ın sınırlarına] yaklaşmayın. Allah, takvâlı olsunlar diye âyetlerini insanlara işte böyle açıkça ortaya koyar. (Bakara, 187) Bakara 185’te savm’ın “arzu ve istekler konusunda kendini tutmak” olduğunu belirtmiştik. Anlaşılan o ki bu emir geldikten sonra insanlar eşleriyle cinsel ilişkiye girmeme konusunda savm’a gitmişlerdir. Ancak bu savm’ı gereği gibi yerine getirememişler ve eşleriyle birlikte olmuşlar sonra da tevbe etmişlerdir. Bu tevbe üzerine ayetin şu bölümü inmiştir: “Oruç tutma gecesinde kadınlarınıza refes [çirkin söz, cinsel ilişki], size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir giysidir siz de onlar için bir giysisiniz. Allah, sizin kendinize hâinlik ettiğinizi bildi de tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı”. Bununla cinsel ilişkiyi girmeme yönünde savm edenlere gece cinsel ilişkiye girmek serbest bırakılmıştır. Daha sonra “Ve fecrden beyaz iplik siyah iplikten sizin için açığa çıkıncaya kadar yiyin, için. Ve geceye kadar orucu tamamlayın” emri gelmiştir. Yememek ve içmemek suretiyle gerçekleştirilecek savm’da da geceleyin yemek-içmek serbesttir. Yukarıda Meryem Suresi’nde yiyip-içerek de savm edilebileceğini gördük. Bakara 187’deki geceleyin “yiyin, için sonra savm’ı tamamlayın” ifadesi ise yememek ve içmemek suretiyle savm ifa etmek isteyenler içindir. Yoksa herkes yemesin içmesin demek değildir. Aksi düşünülürse, yani Bakara 187’deki emrin herkesi kapsayan bir emir olduğu düşünülürse o taktirde Meryem’in yiyip-içerek gerçekleştirdiği savm açıklanamaz. Burada da bizden evvelkilere farz kılınan savm’ın farklı olduğu söylenebilir. Yukarıda da açıkladığımız gibi, bizden evvelkilere farz kılınan savm ile bize farz kılınan savm arasındaki tek fark, bizden evvelkilerde savm’a güç yetiremeyenlerin olduğu bir uygulama varken bizde kolaylaşmış olmasıdır. Sadece cinsel ilişki ve yemek-içmek konusunda savm yapanlara gece serbestisi vardır. Bu konular dışındaki savm’lar 3-10 gündür ve kesintisizdir. Bu anlamda Bakara 187 tek başına değerlendirilemez. Önce Bakara 185’teki savm’ın kapsamı ve nitelikleri belirlenmeli daha sonra Bakara 187 bu ayete göre değerlendirilemelidir. Şehri Ramazan'da, boş lafla değil, savm ederek ve Kur’an çalışarak Kur'an'ı indirdiği için Allah’ı anıyoruz. Allah’ın anılması sadece Şehri Ramazan’la sınırlı olmayıp her zaman yapılması gereken bir davranıştır. Şehri Ramazan’daki anma Kur’an indirildiği için yapılan özel bir anmadır. |
| Son Güncelleme: Salı, 22 Kasım 2011 22:11 |
3.Savm'ın/Orucun Niteliği














