You are here: Anasayfa İSLAM-MÜSLÜMAN
İslam-Müslüman PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 28 Ağustos 2011 19:49

Aşağıdaki yazı önemine binaen kitabımızın “Laiklik İlkesi” içinden alınmıştır:

Din, bireysel anlamda İslam’dır.

“İman edip salihatı işlemek” Kur’an’da 57 yerde bu kalıpta geçmektedir. İman + Salihatı işlemek/Düzelticilik yapmak = İslam’dır. İslam’ın bu tanımında yer alan iman, bireylere yönelik bir anlatımdır. Bir devletin imanı olmayacağı gibi bir toplumun da topyekün imanından bahsedilemez. Şimdi Hucurat 17 ve Enam 125’e bakalım:

Onlar İslam’a girdikleri için sana minnet veriyorlar. De ki: “İslam’a girmeniz üzerine bana minnet vermeyin. Bilakis, eğer doğru kimseler iseniz, sizi imana erdirdiği için Allah size minnet verir.

Ve sonra, Allah, kimi doğru yola iletmek isterse, İslâm için onun göğsünü açar. Kimi de saptırmak isterse göğsünü öyle sıkar ki, o, göğe yükseliyormuş gibi olur. İşte böyle, Allah, ricsi [pisliği; zarar, azap veren şeyleri] iman etmeyenlerin üzerine kılar [bırakır, atar].

“İslam”ın imanı da içine alan bireye yönelik anlamı tüm Kur’an kapsamından çıkarabileceği gibi yukarıdaki ayetlerden de bu husus açıkça anlaşılmaktadır.

Din toplumsal düzen anlamında Müslimlik’tir. Müslimlik toplumsal düzene yönelik bir anlatımdır ve bugünkü kapitalizm, sosyalizm gibi sistemlerin karşıtı bir sistemdir.

Bugün Müslüman olana İslam, İslam olana Müslüman denmektedir. Oysa ki Kur’an “İslam” ve “Müslim/Müslüman” kelimelerini eş anlamlı olarak kullanmaz. Kur’an’da “müslim” düzeltici ilkelerle yönetilen toplumun ya da düzeltici ilkelere tabi toplumun bireyidir. Müslim olmak İslam olmak yönünde atılan bir adımdır. İslam olmak, zaman ve sabır gerektirir. Bu sebeple elçiler bozguncu toplumlara delillerle gelmişler, müslim olmanın/düzeltici olmanın Allah tarafından tayin edildiğini belirtip, toplumlarının müslim/düzeltici olmalarını istemişlerdir. Hz.Muhammed peygamber olduktan sonra onun peygamber olduğu haberi Medine’ye de ulaşmıştır. O sırada Medine’de Evs ve Hazreç kabileleri arasında husumet vardır ve kan dökülmektedir; huzursuz ve bozuk bir toplumsal yapı hakimdir. Bu şartlar altında bir grup Medine’li Mekke’ye gelmiş peygamber ile görüşmüş ve Kur’an’ı dinlemişlerdir. Toplumlarına döndükten sonra da dinledikleri Kur’an’ı toplumlarına anlatmışlar ve son olarak aşağıdaki sözleri söylemişlerdir.

Ve gerçekten biz [bize gelince, bizim durumumuz ise]; Müslümanlar bizdendir, zâlimler de bizdendir. Ama kimler teslim olduysa [Müslüman olduysa], işte onlar reşâdı [doğruya, güzele, iyiye, gerçeğe gitmeyi] arayanlardır. Ama zâlimlere gelince, onlar da cehennem için odun olmuşlardır." (Cinn, 14-15)

“Ve gerçekten bizim durumumuz ise; Müslümanlar bizdendir, zalimler de bizdendir”. Bu cümle toplumsal yapının çatısıdır. Düzeltici olanlar da olmayanlar da bizdendir, demektir. “Ama kimler Müslüman olduysa, işte onlar doğruya, güzele, iyiye, gerçeğe gitmeyi arayanlardır”. Burada müslim olanların, İslam olmak yolunda ilerledikleri, adım attıkları söylenmektedir.

Biz Kur’an’dan biliyoruz ki dileyen iman eder dileyen iman etmez. İmtihanın da ana konusu olması itibariyle Kur’an imana karışmaz ve insanı serbest bırakır.

Bedevi Araplardan, geri bırakılmış olanlara de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir topluma karşı çağırılacaksınız; onlarla savaşırsınız veya onlar, müslüman olurlar. Artık, eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir ödül verir. Ama önceden yan çizdiğiniz gibi yine yan çizecek olursanız sizi acıklı bir azap ile azaplandırır. (Fetih, 16)

“Onlarla savaşırsınız veya onlar, müslüman olurlar” ifadesi imansızları imana getirin demek değildir. Burada bozguncu bir toplumla karşı karşıya gelineceği onların düzeltici/müslim olmaya çağrılmaları, bozgunculukta diretirlerse savaş yoluna gidilmesi istenmektedir. Süleyman’da Sebe Melikesi’ni Müslimliğe davet etmiştir.

O [Süleyman’ın mektubunu alan Sebe’ melikesi]: “Ey ileri gelenler! Şüphesiz ki bana kesinlikle çok saygın / şerefli bir mektup bırakıldı. Şüphesiz ki o [mektup], Süleyman’dandır ve ‘Bana karşı büyüklük taslamayın, teslimiyet göstererek / Müslüman olarak bana gelin!’ diye yarattığı bütün canlılara dünyada çokça merhamet eden, engin merhamet sahibi Allah adınadır” dedi. (Neml, 29-31)

Aşağıdaki ayette iman etmiş olanlar ve Müslim olarak İslam olma yolunda adım atanlar ayrı ayrı zikredilmiştir.

De ki: “İman etmiş kimseleri güçlendirip kökleştirmek / tutundurmak için ve Müslümanlara bir müjde ve kılavuz olmak üzere, senin Rabbinden ona, Allah’ın birçok can katan âyeti hakk ile inmiştir. (Nahl, 102)

Aşağıdaki ayette de Müslim olduktan sonra iman konusunda hata edenler konu edilmiştir.

Ve O (Allah) size: “Doğal güçleri ve peygamberleri Rabbler edinmenizi emretmez. Siz müslüman olduktan sonra, size Kendisinin ilâhlığını, Rabliğini örtmeyi emreder mi?! (Ali İmran, 80)

Aşağıdaki ayet de İslam olmanın bir süreç olduğunu anlatmaktadır.

Hayır, aksine kim iyileştiren, güzelleştiren biri olarak kendisini Allah için islâmlaştırırsa, işte onun, Rabbi katında ecri vardır. Onlara hiçbir korku da yoktur ve onlar üzülmezler de. (Bakara, 112)

Aşağıdaki ayette de orjinali “eslemna” olan kelime Müslim olmak anlamındadır.

Bedevi araplar, “İnandık!” dediler. De ki: “Siz İnanmadınız, ama ‘eslemna; sağlamlaştırdık; kendimizi sağlama aldık!’ deyin; iman henüz kalplerinize girmedi. Ve eğer Allah’a ve elçisine itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi size eksiltmez.” Gerçekten Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir! (Hucurat, 14)

Toparlayacak olursak, İslam imanı da içine alan bireye yönelik bir anlatım, Müslim ise topluma yönelik bir anlatımdır. Bireyin o topluma aidiyetini belirtmek için kullanılmıştır.

(Kitabın “Laiklik İlkesi”ni okumak için tıklayınız).

Yazıyı beğendiyseniz paylaşabilirsiniz

Son Güncelleme: Çarşamba, 07 Aralık 2011 23:15
 

Image Gallery

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün18
mod_vvisit_counterDün57
mod_vvisit_counterBu hafta193
mod_vvisit_counterGeçen hafta476
mod_vvisit_counterBu ay1331
mod_vvisit_counterGeçen ay3707
mod_vvisit_counterToplam19553

We have: 1 guests online
Bugün: Şub 23, 2012