You are here: Anasayfa Vahiy
Vahiy PDF Yazdır e-Posta
Perşembe, 28 Temmuz 2011 18:56

Allah, göklerin ve yeryüzünün nûrudur. O'nun nûrunun misali, içinde kandil bulunan bir kandil yuvası gibidir; o kandil, bir cam içindedir; o cam, sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya, batıya nisbet edilemeyen [dünyanın her yerinde var olan] mübarek bir zeytin ağacındandır –ki onun [ağacın] yağı, neredeyse kendisine ateş dokunmasa bile ışık verir.– Nûr üstüne nûrdur. Allah dileyen kimseyi nûruna kılavuzluk eder. Allah insanlar için misaller verir; ve Allah her şeyi en iyi bilendir. (Nur, 35)

Bu ayette dikkat edilecek noktalardan ilki anlatılanın bir misal olması. Kur’an’da verilen misallerin tamamı maddi gerçekliklere ilişkindir. Örnek vermek gerekirse; insanların nasıl diriltileceği anlatılırken, yeryüzünün ölü iken yağmur ile canlandırılması bitkilerin ağaçların yeşermesi misal olarak verilir. Ya da güzel sözün misali “Güzel bir söz, kökü, sabit, dalı-budağı gökte olan, Rabbinin izniyle her an ürün veren güzel bir ağaç gibidir” (İbrahim, 25) denilir. Ya da cennetin misali ırmaklardan, meyvelerden ve istenilen her türlü rızıktan bahsedilerek anlatılır. Nur 35’te de Allah nurunun misalini yine maddi bir gerçeklikle anlatmıştır. Bu ayette bizim görmediğimiz özel bir yaratmadan bahsedilmektedir.

Nur, ışık demektir. Işık ise bilgidir. Ancak Allah’ın nuru, bilgisi kavranamaz. Bu ayette nur anlatılmıyor. Ayette insanların anlayabileceği ve öğrenebileceği bilgi “kandil” kelimesiyle anlatılmıştır. Yine ayette anlatılan, kandilin yani insanların öğrenebileceği bilginin kendisi de değildir. Ayette bu bilginin muhafazası; yani kabı anlatılıyor. Yani içi bilgi ile doldurulmuş nesne anlatılıyor. Bu bizim şimdiye kadar görmediğimiz bir yaratma. Bu yaratmada bu nesne zeytin ağacından yapılmış. Ve zeytin ağacından yaratılan bu nesnenin hareket etmek için herhangi bir yakıta ihtiyacı yok. Muhtemeldir ki direk olarak Allah’ın kudreti ile hareket ediyor. Toprak gibi bir maddeden cam gibi saydam bir maddenin yapılıyor olması nasıl hayret verici ise, Allah’ın da zeytin ağacından da özellikleri Nur 35’te belirtilen türden bir yaratma sergilenmesi gayet hayret vericidir. Şimdi Sad 67-70’e bakalım:

De ki:"O, çok büyük, önemli bir haberdir. Siz ondan yüz çeviriyorsunuz. Onlar birbirileriyle tartışırken, benim mele-i A'lâ'ya dair bir bilgim yok idi. Ancak ben, evet ben apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyediliyor." (Sad, 67-70)

Mele-i ala, “yüce depo” demektir. Bu ayetlerde depo olarak anılan şey; yukarıda Nur 35’te anlattığımız zeytin ağacından yaratılmış nesnedir. Bu nesnenin içi bilgi ile doludur ve Kur’an’da "Kitap" olarak anılır.

Buraya kadar anlattıklarımızdan yola çıkarak şunları söyleyebiliriz:

Necm suresinde Muhammed’in aldığı vahiy anlatılırken tarif edilen “yaklaştı, sarktı, iki yay uzunluğu kadar yaklaştı” şeklinde betimlenen, tarifi nur 35’te yapılan nesnedir. Bu nesnenin içi bilgi ile doludur ve bu Kitaptır:

Ve O, en yüksek ufukta idi. Sonra yaklaştı ve hemen sarktı. İki yay uzunluğu kadar, ya da daha yakın olmuştu. Hemen de kuluna vahyettiğini vahyetti. Gönlü, gördüğünü yalanlamadı. Onun gördüğü şeyden kuşku mu duyuyorsunuz? [onun gördüğü şey hakkında onunla mücadele mi ediyorsunuz?] Andolsun onu, başka bir inişte daha gördü. Son sidrenin yanında. Ki onun yanında oturulan bahçe vardır. O zaman sidreyi kaplayan kaplıyordu. Göz şaşmadı ve azmadı. Andolsun, Rabbinin Âyetlerinin en büyüğünü gördü. (Necm, 7-18)

Musa’nın dağın sağ tarafında gördüğü ateş de bu Kitaptır:

Artık Mûsâ eceli [süreyi] gerçekleştirip ehliyle [ailesiyle, yakınlarıyla] yola çıkınca, Dağ tarafından bir ateş hissetti. Ailesine, "Benim size bir haber getirmem için siz (burada) durun; ben bir ateş hissettim. Yahut ısınırsınız diye o ateşten bir parça getiririm" dedi. Sonra seslenildi: "Ey Mûsâ! Hiç şüphesiz ki Ben, âlemlerin Rabbi Allah'ın ta kendisiyim! Ve asanı at! –Asayı yılan gibi deprenir görünce de dönüp arkasına bakmadan kaçtı.– Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Kesinlikle sen emniyette olanlardansın. Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır. Korkudan kanadını kendine çek. İşte bu ikisi Firavun ve onun adamlarına karşı Rabbin tarafından iki kesin delildir. Şüphesiz ki onlar, yoldan çıkan bir kavim olmuşlardır." (Kasas, 29-32)

Kur’an’da güneş bazı anlatımlarda vahiy/Kur’an anlamında kullanılmıştır. Güneşin aydınlık verdiği ve aynı zamanda bir ateş olduğu herkesin malumudur. Tıpkı güneşin Kur’an anlamında kullanıldığı gibi burada da ateş tabiri içi bilgi dolu Kitabı işaret etmektedir. Rabbimiz Musa ile nitelikleri Nur 35’te belirtilen Kitap vasıtasile konuşmuştur.

Yine incelenmesi gereken bir diğer ayet de Şura 51’dir:

Ve bir beşer için, bir vahiy ile veya perde arkasından yahut bir Elçi gönderip de izniyle dilediğini vahy etmesi dışında Allah'ın kendisiyle konuşması olmaz. Şüphesiz O, Alî'dir Hakîm'dir.

Bu nesne/Kitap yere indiğinde peygamberlerle Allah arasında perde görevi görür. Allah peygamberleri ile bu Kitap vasıtasile konuşur. Yine vahiy de buradan yapılır.

Yazıyı beğendiyseniz paylaşabilirsiniz

Son Güncelleme: Perşembe, 15 Eylül 2011 13:11
 

Image Gallery

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün18
mod_vvisit_counterDün57
mod_vvisit_counterBu hafta193
mod_vvisit_counterGeçen hafta476
mod_vvisit_counterBu ay1331
mod_vvisit_counterGeçen ay3707
mod_vvisit_counterToplam19553

We have: 1 guests, 1 bots online
Bugün: Şub 23, 2012