| Yönetimin Meşruiyeti |
|
|
|
| Pazartesi, 21 Kasım 2011 21:11 |
|
Yönetim meşruiyetini/geçerliliğini halktan almaz. Emanetlerin ehline verilmesini emreden Nisa 58 buna engeldir. Nitekim, bugüne kadar uygulanan ve adına demokrasi ya da çok partili düzen denilen sistemde halk emanetleri ehline vermemiştir, verememiştir. Yönetim sergileyebilecek ehil kişileri ancak başka ehil kişiler belirler. Tıpkı bir doktorun ya da bir marangozun ehil olup olmadığını bir başka doktorun ya da marangozun bilebileceği gibi. Yönetim meşruiyetini/geçerliliğini Allah’tan da almaz; Allah adına hareket etme yetkisi sadece elçilere verilmiştir. Bütün Kur’an boyunca “Rahman ve Rahim Allah adına” ifadesi iki yerde geçer; bunlardan biri Fatiha Suresi’nde geçer ve Muhammed peygamber toplumunu Allah adına uyarır. Bir diğeri de Neml Suresi 30. ayette Süleyman peygamberin Sebe Melikesi’ne yazdığı mektupta geçer. Sadece “Allah adına” ifadesi ise Hud 41’de Nuh peygamber ile ilgili olarak, Yusuf 80’de de Yakub peygamberle ilgili olarak geçer. Elçiler Allah’tan aldıkları sözleri topluma ilettikleri için elçilik görevinin, temsilcilik görevinin doğası gereği “Allah adına” hareket ederler. Elçiler dışında hiç kimsenin Allah adına hareket etme, Allah adına söz söyleme yetkisi yoktur. Bu anlamda toplumsal düzende yönetici konumundaki kişiler “egemenlik Allah’ındır” diyecek olursa, bu cümleden sonra söylenecek her cümle “Allah adına” söylenmiş olur. Bu cümleler de ister istemez bir ruhban sınıfın oluşmasına neden olur. “…Allah’ın indirdiği ile hükmet…” diyen Maide 48 ayeti gereği yönetim meşruiyetini/geçerliliğini Kur’an’dan ve bilgiden alır. Allah’ın indirdiği Kur’an’dır. Müslim devlet, ancak Kur’an’ın akıl ve bilgi ile doğrulanan ayetleri ile hükmeder. Bilgi yetersizliği var ise bu giderilmeden akla ve mantığa aykırı şeyler yapılmaz. Nitekim Maide 48’i bir sonraki cümlesiyle alırsak; “…Allah'ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen haktan saparak onların arzu ve heveslerine uyma…” der. Sana gelen bilgiden sonra onların arzu ve heveslerine uyma; yani Kur’an’dan bilgi ile öğrendiklerini uygula. Bilgi ile donanmış Kur’an’a akıl ve bilgi ile yanaşılır. Peygamberler gelmiş, elçiler gelmiş, toplumlar helak olmuş inanmayan inanmamıştır. Kur’an ile hükmedilmesi halinde de yine inanmayan inanmayacaktır. Dünya devletinin amacı, sadece müminlerin ya da yöneticiler gibi düşünen müminlerin barış ve huzur içinde yaşayacakları bir ülke oluşturmak değil, inanan inanmayan şu ya da bu yaşam şekline sahip olan herkesin barış ve huzur içinde yaşayacağı bir ortam oluşturmaktır. Müslim devlette toplumu oluşturan bireylerin birleştikleri asgari müşterek akıl ve bilgidir. İnanan ya da inanmayan herkes için akıl düzelticiliği emreder. Şu ya da bu şekilde inanan, şu ya da bu yaşam şekline sahip olan herkes, Müslim devleti bozucu faaliyetlerde bulunmadığı sürece ülkede barış ve huzur içinde yaşar. Müslimliğin/düzelticiliğin hakim olduğu bir yapı bireyleri mümin olmak yolunda ilerletecektir. Kitap içeriğinde ayrıntısıyla açıklandığı üzere Allah, her zaman halkın yanındadır ve halkın safındadır. Egemenlik hakkını Allah’tan alan millet, yönetim bozgunculuğa başladığında, yönetimi ele geçirme ve tekrardan Müslim devleti/düzeltici sistemi oluşturma hakkını yine Allah’tan alır. Ve yönetimi ele geçirdiğinde devleti “egemenlik milletindir” esasında kurar.
|
| Son Güncelleme: Perşembe, 15 Aralık 2011 21:04 |
Yönetimin Meşruiyeti














